MONTE CAPPA

MONTE CAPPAMonte CappaMONTE CAPPAMONTE CAPPAMonte Cappa

Hemen rezervasyon yap
MONTE CAPPA

KAPADOKYA

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon, 17 kitaplık 'Geographika' adlı kitabında Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bugünkü Kapadokya Bölgesi ise Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır.
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ volkanlarının patlamaları sonucu bölgeye yayılan lav ve küllerden oluşan tabakaların rüzgar ve yağmur tarafından aşındırılmaları sonucu, günümüzün görünümüyle peri bacaları oluşmuştur. Kayalara oyulmuş geleneksel Kapadokya evleri ve güvercinlikler, yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler 19. yüzyılda kaya yamaçlarına ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş, yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan, çok rahat işlenebilmekte, ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır.
Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir. M.Ö. XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar M.Ö. VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelmektedir. M.Ö. 332 yılında Büyük İskender, Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. M.Ö. III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. M.Ö. I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. M.S. 17 yılında son Kapadokya Kralı ölünce, bölge Roma'nın bir eyaleti olur.
MS III. yy’da bölgeye gelen ilk Hıristiyanlar, volkanik yumuşak kayaları oyarak içlerine sayısızca ev,  kilise, şapel ve manastır yapmışlardır. Bölge onlar için çok önemli bir eğitim ve düşünce merkezi olmuştur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar, döneme egemen Roma Krallığı askerlerine karşı güvenli bir alan oluşturur. Kayadan oydukları bu sığınaklar içinde hem korunmuş, hem de dönemin baskılarına rağmen Hıristiyan öğretiyi yaymışlardır.
IV. yy, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklazm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde, birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklazm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürürler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.
Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kilise tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terk ederler.